SONU BİLİNMEYEN HİKAYE
Bazı insanlar için önemlisinizdir, bazıları içinse değil. Bazılarını ise ne yaparsanız yapın anlayamazsınız. İşte o insan hayatınızın merkezinde dolanan, ona bütün bağlarınızla bağlandığınız tek tük insanlardan birisidir. Mutlu olmanız ona bağlıdır; bu yüzden onun yanında gülersiniz. Üzüntüleriniz ise başka bir bağlanma sebebinizdir. Çünkü o ağladığında istemsizce içinizde fırtınalar kopar.
Bu varoluş bazen öyle durumlara girer ki, ne olduğunu anlayamazsınız. Onun anlamasını beklersiniz. Ne üzülebilirsiniz ne gülebilirsiniz. Çünkü bağlarda bir sorun vardır. Ne sen, ne O yanaşamaz yarayı anlamaya veya onarmaya. Daha beter olması korkutur sizi. En kötüsü de nedir biliyor musunuz? Siz o yarayı biliyorsunuzdur. Ama gelmez işte elinizden bir şey. Çünkü çözümü ondadır. Çözümü O’dur. İçinde bulunduğunuz durum öyle komiktir ki; saçma sapan yanılmalara girersiniz. O içinizdeki yoklukla ilgili her kıpırtıdan bir şeyler kapmaya çalışırsınız. Güneş ve Ay’ın birbirini kovalamasına benzer bu. Mutluysanız Güneş’ten, kederliyseniz Ay’dan memnun olursunuz ya, işte aynen böyle gelişir olaylar. Peş peşe, art arda, sizi yanılta yanılta! Siz bu yazıyı okurken elim kolum bağlandı bile. Peki bu yara kendiliğinden iyileşir mi? Korkutmadan, üzmeden, kırmadan! Zamana bırakmak bana göre değil. Bu yüzden korkutuyor işte beni…
Bu da iki dostun tek pencereden hikayesidir…









